Ana Sayfa Hakkında Forum Ziyaretçi Defteri Facebook Twitter Instagram İletişim

Şeker Kız Candy

Sofia'nın Dünyası - III. Bölüm

Siteye Eklenme Tarihi: 06.03.2016


SOFIA'NIN DÜNYASI

BÖLÜM 3: ZALİM İNSANLAR VE YENİ BİR AİLE

    Alex artık yeni ailesinin arabasına binmiş yeni evine gidiyordu. Sofia şaşkınca hiçbir şey düşünmeden arabanın peşinden koşmaya başlamıştı. O sırada Bayan Cho Sofia'yı koşarken görmüştü ve Sofia'ya geri dönmesi için bağırıvermişti. Sofia yetişemeyeceğini anlayınca yetimhaneye geri döndü. Ve Bayan Cho'dan azar işitti. Ardından yatağına uzandı ve ağlamaya başladı. Ağlarken yastığının ucunda bir kâğıt parçasını görmüştü. Kâğıdı aldı ve okumaya başladı.

    “İsimsiz küçük sarışın kıza…

    Bugün gidiyorum. Hiç gitmek istemesem de gidiyorum. Seninle gitmek isterdim oysaki... Seninle çok güzel şeyler yapacaktık küçük sarışın kız. Sana isim verdim biliyor musun? Senin ismin bu olabilir mi? Tabii sen de istersen... Neyse daha fazla konuşmayayım, gidiyormuşuz. İsmin'' Sofia'' olabilir mi? Çünkü gazetedeki kıza çok benziyorsun...

Seni seviyorum Alex...”

    Sofia o sırada şaşkınlık içinde Bayan Cho'nun yanına gitti. Ve gazeteleri görmek istedi. Bayan Cho Sofia'ya ne yapacağını sorduğunda Sofia:

    - İsmimi, kim olduğumu, annemi, babamı öğrenmek için bir bakacağım!

    - Tamam al ve kaybol!

    Sofia gazeteleri alıp bahçeye çıktı ve gazetelere bakmaya başladı. Kendine benzeyen küçük kızı bulmaya çalışıyordu. Ve bulmuştu. Bu kız bu kız oydu. Ama gazeteler yırtık olduğundan sadece kendisine benzeyen kıza bakıvermişti. Ama bulduktan sonra ne yapacağını bilmiyordu. Bayan Cho'ya gösterse umursar mıydı ki? Sofia biraz düşündükten sonra buradan kaçmaya karar verdi. Kendi yolunu kendisi bulacaktı. Ailesini bulacaktı. Ama ondan önce Alex'i bulmak istiyordu...

GECE

    Sofia gece uyandığında sinsice pencereye doğru gitti. Pencereyi açtığında büyük çocuklardan biri “Ne yapıyorsun?” diye Sofia'ya aval aval bağırdı. Sofia çocuğa aldırmadı ve pencereyi açıp atlayıverdi. Uyanan çocuk Bayan Cho'nun odasına doğru koşmaya başladı ve Bayan Cho'ya haber verdi. Ama Sofia çoktan yetimhaneden uzaklaşmıştı ve ıssız yollarda tek başına koşuyordu. Sofia elinde içki şişesi olan, tombul, kirli sakallı bir adam gördü ve onun yanına giderek elindeki gazetede kendine benzeyen küçük kızı gösterdi. Adam Sofia'ya “Bana ne bundan!” dedi ve ardından Sofia'ya sert bir tokat attı. Sofia'nın bilinci bu tokadı kaldıramayınca Sofia bayılıverdi. Adamın arkadaşları gelince Sofia'ya şöyle bir baktılar ve Sofia'yı insanların evine hizmetçilik için satılan yerlere götürdüler. Sofia uyandığında “Neredeyim ben?” dedi ve elleri bağlı bir şekilde etrafına bakındı. Bir sürü insan vardı. Aralarında ise güzel, asil bir hanımefendi vardı. Hanımefendi, Sofia'nın ellerini çözdü ve Sofia'yı evine almaya karar verdi. Hanımefendi, Sofia'nın kesik saçlarını, kanamış burnunu görünce içi acıdığı için onu almaya karar vermişti.


ERTESİ GÜN

   “Selina! Canım uyan bakalım sana bir sürprizim var!” dedi Bayan Heagon. Selina tekerlekli bir sandalyede evin uşağının yardımıyla merdivenlerden indi. Annesini görünce çok sevinivermişti. Çünkü annesi evde pek sık olmuyordu. Arkadaşlarıyla ya tatillerde ya da iş seyahatlerinde oluyordu. Selina şaşkınca annesinin yanında duran küçük kıza baktı ve ona “Merhaba!” dedi. Sofia da aynı şekilde Selina'ya “Merhaba!”deyiverdi. Bayan Heagon görevlilerden birine seslenip Sofia’nın temizlenip güzel bir şekilde giydirilmesini istedi. Görevliler Bayan Heagon’un emrini duydular ve küçük kızın elinden tutup evin banyosuna götürdüler. Görevlilerden biri Sofia'ya adını sorunca Sofia ilk duraksadı hemen ardından görevlinin “Hiştt!” demesiyle kendine geldi.

    - Yoksa ismini mi unuttun küçük kız?

    - Hayır benim ismim Sofia!

    - İsmini sevdim, Sofia “bilgelik” demektir...

    - Anlamını sevdim.

    - Ben de öyle...

    Sofia'nın üstü başı temizlendikten sonra sırada saçlarını güzel bir şekilde kesmek vardı. Saçlarını pek kısa yapmayacaklardı. Eskisinden bir farkı olmayacaktı gerçi. Saç kesimi bittikten sonra son olarak Sofia giyim aşamasına gelmişti. Önüne bir sürü elbise sunulmuştu. Sofia bunlardan en güzelini seçmek istiyordu ama pek kararsızdı ve en sonunda güzel bir tanesini seçmişti. Elbisesini giydikten sonra herkes çok yakıştığını söyledi.

    Öğleden sonra Sofia bahçede tek başına oyun oynuyordu ama canı sıkılmıştı ve bir arkadaş aramak için dışarı çıkmaya karar vermişti. Tam dışarı çıkacakken önünde bir çocuk beliriverdi. Ve Sofia dengesini kaybedip yere düştü. Çocuk Sofia'ya el uzatıp onu yerden kaldırdı ve Sofia'dan özür diledi. Sofia çocuğa “Sen kimsin?” deyince çocuk kendini tanıtmaya başladı.

    - Ben Janny ve Selina'nın en iyi arkadaşlarındanım. Sana bir şey soracağım.

    - Tabii sorabilirsin.

    - Dans etmeyi, resim çizmeyi, kitap okumayı sever misin?

    - Kitap okumak mı? Sanki çok sevdiğimi hatırlıyorum.

    - Hiçbir şey anlamadım. Neyse elimi tut!

    - Ne?

    İç ses:

    - Bu çocuk ne yapmaya çalışıyor?

    - Beni hisset! Yakın ol ve dans et... Beni gör! Benimle kal! İçinde müzik seninle olsun.

    - Durun! Yeter!

    - Ne Gabriella! Dur bir dakika!

    - Gabriella da kim?

    O anda Sofia hiçbir şey anlamamıştı. Bu kız neden pat diye Janny'nin şarkısını bölmüştü? Gabriella şöyle Sofia'yı iyice bir inceleyince Sofia tedirgince eve geri dönmeye karar verdi. Çünkü bu kızdan korkmuştu... Sofia evin terasından Selina'yı gördü ve sevinçle Selina'nın yanına doğru koşmaya başladı. Sofia Selina'nın yanına geldiğinde Selina'nın telaşlı davranışlarına hiçbir anlam veremedi. Elindeki kâğıt da neydi? “Ne yazıyordu ki onun içinde?” diye düşünmeye başladı. Sofia acaba kâğıdın içinde ailesi hakkında bir bilgi mi var diye düşünmeye başlarken Selina'nın Sofia'ya seslenmesiyle Sofia kendine geldi.

    - Sofia ne yapıyorsun orada?

    - Ben mi? Senin yanına geliyordum. Elindeki kâğıtla ne yapıyorsun?

    - Bu mu? Ne yapayım, okuyordum tabii ki de!

    - Peki.

Gece Saat 23:00

    Sofia kâğıdın içinde yazılanları o kadar merak etmişti ki öğrenmek için Selina'nın odasına bile girmeye cesaret etmişti. Selina'nın uykusu ağır olduğundan Sofia'nın kâğıdı almaya çalışmasını bile fark etmemişti. Sofia kâğıdı aldıktan sonra odasına gitti ve okumaya başladı.

    “Selina'ya…

    Selina merhaba! Yaklaşık 1 haftadır seni göremiyorum. Küçükken hani bir balo olmuştu ya bizim evimizde, o gün o baloda sana âşık olmuştum. Altı yıldır sana olan sevgimi yüzüne söyleyemedim, üzgünüm. Biliyorum, küçüklüğümüzden beri çok iyi arkadaştık ama ben seni gerçekten seviyorum. Sana âşığım Selina! Eğer beni sevmiyorsan saygıyla karşılarım...”

    Sofia yazılanları okuyunca çok kötü bir şey yaptığını anladı ve mektubu yerine koyarak odasına tekrardan gitti. Aşkını itiraf eden kişinin ismi kâğıtta yazmıyordu. Ama Sofia kimin yazdığını anlamıştı. Tabii ki de Janny yazmış olmalıydı. Çünkü Selina'nın en iyi arkadaşı olduğunu Sofia'nın yanında söylemişti...

Devam edecek...
                                                                                                                                         Yazar
                                                                                                                                      "Batuhan"


"IV. BÖLÜM"ü okumak için tıklayın...






Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen::06.03.2016, 21:23 (UTC)
sekerkizcandyweb
sekerkizcandyweb
Kapalı

Tebrik ederim Batu. Yine çok güzel bir bölümdü. Öyküne bu kadar özenmen ne kadar güzel... Hayranlıkla okuyorum yazdıklarını. Başlıklar, öyküne uygun bulduğun resimler, seçtiğin müzikler daha da okunası kılıyor öykünü. Hayal gücün ve yazımın da gün geçtikçe gelişiyor, sen de farkındasındır bunun. Tekrar tebrik ederim. Ellerine, yüreğine sağlık...

Yorumu gönderen: Batu , 07.03.2016, 11:48 (UTC):
Çok teşekkür ederim çok mutlu oldum yazdıklarınızla ^_^. Bu bölümden şüpheliydim aslında iyi yazamadım sanmıştım

Yorumu gönderen: Bahar , 07.03.2016, 12:20 (UTC):
Batu çok tebrik ederim. Çok güzel ve akıcı. Biraz da hızlı. Azıcık daha yavaş olsa iyi olur. Kurgu hikaye çok güzel. Çok beğendim. Devamını bekliyorum.

Yorumu gönderen: Bahar , 07.03.2016, 14:18 (UTC):
Resimler açılmıyor ama müzikleri çok beğendim

Yorumu gönderen: Batu , 07.03.2016, 18:45 (UTC):
Çok teşekkür ederim çok mutlu oldum yazdıklarınızla ^_^. Bu bölümden şüpheliydim aslında iyi yazamadım sanmıştım

Yorumu gönderen: Ebrar, 07.03.2016, 20:06 (UTC):
seGüzel bölümdü yeni kişiler geliyor. Bu arada bende resimler açıldı Zen mate kullandığım için galiba.

İlk mektubun sonunda "Seni seviyorum Alex" yazmayacaktı sanırım "Seni seviyorum Sofia" yazacaktı. Orayı şaşırmışsın.

Şahsen ben o mektubu okusaydım arkadaşım markadaşım demez kıs kıs gülerdim. Ama mektubu okuduğumu saklardım

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 07.03.2016, 20:12 (UTC):
Batu çok beğendim, kendini çok geliştirmişsin. Sofia'ya üzüldüm. Bu arada ilk müziğin adı ne?

Yorumu gönderen: candy, 08.03.2016, 16:37 (UTC):
Çok güzel bir bölümdü.Müzik harikaydı doğrusu.Bölüm ve resimker de çok hoşuma gitti.Ellerine sağlık Devamını bekliyorum

Yorumu gönderen: batu, 08.03.2016, 17:05 (UTC):
Ebrar'a: evet karıştırmışım orayı iyiki söyledin dikkat edicem bundan sonra mektup yazmaya alışkın diğilim .s

Terry-Candy<3'e: Müzikleri Hello lady lynn animesinden seçiyorum müzik bu: https://www.youtube.com/watch?v=cBQ6tGVWlbo

Hepinize çok teşekkür ederim çok mutlu oldum bu bölümden tereddütlüydüm oysa ki ama herkes beğendi. Bide çok resim koydum diye kötümü olur diye düşünmüştüm ama beğenmişsiniz çok mutluyum

Yorumu gönderen: Ebrar, 08.03.2016, 18:09 (UTC):
Bazı yerlerde gereksiz resimler kullanmışsın. Mesela yol resmi gibi. Birde o dans kısmından zerre kadar birşey anlamadım. Türk filmi çekiyorsun sanki. Kelimelere felan dikkat ediyorsun. (Hatrından çıkarma biz hikâyenin kelimelerin güzel yazımı için okumuyoruz konu için okuyoruz. Ama önemsiz kısımlara o kadar önem veriyorsun ki artık baydım. Ve önemli bölümlerin hemen üstünden geçip geçip atlıyorsun.
Daha açıklayıcı, daha güzel örneklerle, insanı duyguya boğan cümlelerle tasdik etmeliydin.

Olaylar aşırı hızlı ve boş ilerliyor.
Unutma ki; kuyruklu yıldızlar hızlıdır. Ama eğer göremeyeceğin kadar hızlı olsalardı göremeyeceğin için onlara bakmaktan vazgeçerdin. Hikayen kuyruklu yıldız gibi olmalı. Hızlı ilerleyebilirsin fakat o kadar hızlı ki kuyruklu yıldızın, ben göremiyorum.


Bu söylediklerimi dikkate alarak sonraki bölümlerinde ilerleme kat et. Mesela benim ve Bahar ablanın hikayelerine göz at.Çok fazla olmayacak şekilde hafif ve gerçeğe daha yakın deyimleri kullan.

Kişisel görüşlerimi söyledim. Evet yeteneğin var, ama konuyu oturmakta berbatsın. Onu biraz daha geliştiren iyi olur.

Yorumu gönderen: Batu-Kun, 09.03.2016, 16:54 (UTC):
Dans kısmındaki O şarkıyı zaten ben yazmadım high school musical 3 adlı filminden almıştım. Türk filmlerinin nesi varki?, sadece romantik ve drama'yı bence güzel yapabiliyorlar Yeişçam kuşağı gibiyse mutlu olurum. Evet olaylar hızlı ilerliyor konuyu düşünüyorum ama yazarken şunu nasıl anlatsam diye düşünüyorum ve pek iyi yazamıyorum. Hızlı yazmamın bazı sebebleride var zaman atlatmassam sıkıcı olucak bence ben böyle yazıyorum açıçası zamanları atlatmassam karakterleri boş boş konuştururum daha da sıkıcı olur ama yapmamaya çalışırım tabi ki diğer bölüm nasıl olcak merak ediyorum açıkçası.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=