Ana Sayfa Hakkında Forum Ziyaretçi Defteri Facebook Twitter Instagram İletişim

Şeker Kız Candy

Depremin Getirdikleri

DEPREMİN GETİRDİKLERİ

I. BÖLÜM

  Güneşin göz kamaştıran ışıkları Londra’daki katı kurallarıyla bilinen St. Paul Akademisi’nde oynaşıyordu. Işıklar en çok o tepeyi, o güzel tepeyi aydınlatıyor, ısıtıyordu. Çünkü o tepenin, akademideki tertemiz bir yüreğe sahip sevimli bir kız için çok özel bir anlamı vardı; ve aslında okulun serserisi olarak bilinen, ama aslında sımsıcak ve iyilik dolu bir yüreğe sahip genç için de… Güneş, tepedeki sapsarı nergislerin büyümesi, güzelliklerini bütünüyle gösterebilmesi ve o tepede oturan, sık sık birbirlerine gülümseyen iki gencin yüreklerini sımsıcak duygularla kaplayacak kokuyu yayabilmesi için çabalıyordu. Sabah oluyordu… Yeni düşmüş çiğ damlaları kuruyordu… Ve toprak, derinden derine bir sızı duymuştu o anda. Derinde, çok derinde titremişti fakat acısının devam ettiğini dehşetle fark etmişti. O gün çok kötü şeyler olacaktı…

  Candy gülümseyen gözlerini açtı ve sabah olduğunu fark etti. Doğruldu ve balkona çıktı, havayı içine çekti. Okul formasını giydi. Yeni bir gün başlıyordu, yeni umutları yeni üzüntüleri olacaktı.

  Öte yandan Terry çoktan uyanmış, kendini Sahte Pony Tepesi’ndeki büyük ağacın bir dalına atmıştı. İçinde anlayamadığı, kavrayamadığı bir sıkıntı vardı. “Aptal olma, Terry. Ne olabilir ki? Eminim ki Rahibe Gray sana kızacaktır yalnızca…”

  Eliza kalkalı yarım saat olmuş, Candy ile ilgili planlar yapıyordu. “Şu Candy’ye boyunu ölçüsünü vermem gerekiyor.” Eliza’nın içinde Candy’ye karşı çözemediği bir nefret vardı. Evet, ondan nefret ediyordu. Anthony’sini almıştı elinden. Anthony Eliza’yı seviyorken Candy’nin tuzağına düşmemiş miydi? Anthony’nin Eliza’dan nefret etmesini sağlamamış mıydı o Candy? Sonra Anthony’yi o öldürmemiş miydi? Şimdi de okulun en yakışıklı çocuğu Terrius Candy’den hoşlanıyor gibi gözüküyordu! Eliza işte en çok da buna katlanamıyordu. “Terry benimdir!” diye çığlık atıyordu içinden. Ama kader işte, böylesine bir nefret o gün içinde sevgi dolu bir dostluğa dönüşecekti, hem de o nefretin en zirvede olduğu anda…
Londra farklı bir güne gözlerini açıyordu… O gün tüm kent için korku ve acı dolu bir gün olacaktı… Yerin hafif kıvranması devam ediyordu. Patlayana kadar devam edecekti…

***
  Ders çok sıkıcı geçiyordu. Candy sıkıntıdan ofladı, rahibe Katie dersi gerçekten de ÇOK sıkıcı anlatıyordu. Candy not alır görünmek için defterine bir şeyler karalamaya başladı. Karalamalarına iyice dalmıştı, rahibenin sesini duymuyordu, sanki yazdığı “O” şeyin dünyasına girmişti. Candy şaşkınlıkla defterinin bütün sayfasına “Terry” yazdığını fark etti. Ayrımında olmadan yazmıştı tüm bunları. Sonra o süre boyunca gülümseyerek Terry ile ilk karşılaşmalarını düşündüğünü bir kez daha şaşırarak fark etti. Nedendi tüm bunlar? Neden Terry? Candy bu sorunun cevabını bilse de sormadan da yapamıyordu işte.
  Candy’nin sağında oturan Annie, Candy’nin defterine bakınca yazdığı şeyleri gördü. Gülümsedi. “Candy Terry’yi seviyor. Terry’nin de onu sevdiğinden hiç kuşkum yok. Gerçekten çok yakın davranıyorlar birbirlerine. Umarım… Umarım, ben ve Archie de, bir gün, böyle… Candy ve Terry gibi…”
-Evet, şimdi bu ders işlediklerimizden sözlüye başlıyorum. Bu sözlüden en düşük notu alan öğrenci yarına kadar tarih ödevini getirecek, yani iki hafta erken getirecek. İlk öğrenciyi sınıf listesinden seçeceğim.
Rahibe Katie, bunları söyledikten sonra önündeki kitaplardan kırmızı kaplı olanı açtı, listeyi çıkardı ve gözüne çarpan ilk ismi okudu.
-Candice White Adley!
Candy aniden ayağa fırladı, alnında birden ter damlaları belirmişti.
-Evet?
-Sözlüyü ilk olarak sen olacaksın.
-Sözlü mü?
-Evet, dinlemedin mi?
Candy titredi hafiften.
-Ah, şey, tabi ki dinledim, Rahibe Katie!
-Tamam, Candice, sözlüye başlıyoruz o halde.
Annie, Candy için endişeliydi. O dersi dinlemediğini biliyordu, çünkü tüm ders boyunca “Terry” yazmıştı. Ve o tarih ödevi, gerçekten çok zor bir ödevdi. Rahibe Katie mavi kaplı bir defteri açtı, eline bir kalem aldı ve sorusunu sordu.
-Candice, Amerika’yı kim keşfetmiştir?
“Tamam, bu kolay bir soru. Bir Amerikalı olarak bunu bilmem gerekir.” Diye düşündü Candy.
-Kristof Kolomb.
-Doğru, Candice. Peki bunu kim ispatlamıştır?
-Ameriko de Vespuçi.
-Tamam. Amerika’nın keşfi hangi tarihsel olayın bir parçasıdır?
Candy terlemeye başladı. İşte bunu bilmiyordu. Ne yapmalıydı? Tahtada “Ders” ve “Konu” dışında bir şey yazmıyordu, evet, Rahibe Katie’nin kötü yazısıyla: Ders: Tarih Konu: Coğrafi Keşifler Yazıyordu. İşte bu! “Coğrafi Keşifler”!
-Coğrafi Keşifler.
-Tamam. Sonuçları?
“Zor soru.” Bu tahtada da yazmıyordu. Tam o sırada Candy’nin arkasında oturan Patty eğilip fısıldadı.
-Akdeniz limanları önemini yitirmiştir.
Candy bunu tekrarladı. Rahibe Katie:
-Başka?
Patty tekrar fısıldadı.
-Amerika kıtasının keşfiyle Avrupa yeni bitki türleri öğrendi.
Candy tekrarladı. Rahibe Katie gülümsedi.
-Yeterli, Candice. Aferin, iyi dinlemişsin dersi. Artı.
-Teşekkür ederim!
Candy rahatlayarak oturdu. Hemen ardından zil çaldı ve Rahibe Katie kitaplarını topladı, kızlara baktı ve gülümsedi.
-Yarın sözlüye devam edeceğiz. İyi çalışın.
Rahibe çıkınca Candy, Patty’ye minnetle baktı.
-Teşekkür ederim, Patty!
-Önemli değil de, Candy, derste ne yapıyordu sen öyle?
Candy kıpkırmızı kesildi ve hızla defterini kapattı.
-Hiç, ne olabilir ki?
Annie güldü ve kısık bir sesle Candy’yi ispiyonladı.
-Patty, Candy bütün ders boyunca defterine “Terry” yazdı.
Annie, Candy’nin kızgın, Patty’nin şaşkın bakışlarıyla karşılaşınca güldü ve Candy’nin omzuna elini koydu.
-Hadi ama Candy, Terry’yi sevdiğini hepimiz biliyoruz.
Patty gülerek başını salladı.
-Bizden saklamayı beceremiyorsun Candy.
-Bence Terry ve sen iyi bir ikili olabilirsiniz!
Candy kaşlarını çattı ve ellerini beline koydu.
-Annie, Patty! Terry ve ben sadece iyi birer dostuz.
-O yüzden mi bütün ders boyunca “Terry” yazdın?
Candy güldü, yumuşak bir ifadeyle başını salladı.
-Pes ettim. Terry… Çok farklı… Ben…
Kızlar güldüler ve sınıftan çıktılar.
Yerin ağrısı devam ediyordu. Günü gelmişti, genellikle küçük olan sarsıntılar yerini büyük bir sarsıntıya bırakacaktı.

***
  Candy o gün tepesine çıkmaya fırsat bulamadan gece olmuştu. Herkes odasına çekilmiş, uyumaya başlayanlar olmuştu. Candy odayı derleyip topladıktan sonra geceliğini giydi, perdeleri iyice çekti. Ödevlerine göz atarken ofladı. “Patty olmasaydı şu an harıl harıl tarih ödevini yapıyor olacaktım. Terry nasıl acaba? Bugün onu hiç görmedim. Ayine de gelmedi –her zamanki gibi.” Yatmak üzereyken kapı aniden açıldı. Candy şaşkınlıkla dönüp baktı.
-Eliza!
-Evet, benim, Candy! Seninle konuşmaya geldim.
-Çık git, hemen!
-Neden? Patty’nin sana kopya verdiğini rahibelere söylememi mi istiyorsun yoksa?
Candy öylece bakakaldı. Derin bir nefes aldı.
-Ne istiyorsun Eliza?
=> Terry bu sırada Sahte Pony Tepesi’nde oturuyordu, içinde hâlâ bir sıkıntı vardı. “Bir şey olacak, hem de çok kötü bir şey” diye düşündü. Sabahtan beri bu garip düşünceyi beyninden uzaklaştırmaya çalışıyordu ama her çabalayışında bu düşünce belleğine iyice kazınıyordu. “Bugün Candy’yi hiç görmedim, başı dertte mi acaba?” Toprak ise yıllardır süren suskunluğunu ve durgunluğunu bozmak üzereydi. Yalnızca birkaç dakika kalmıştı… Ve bu sürede Terry, Candy’ye bir şey olacağını tüm kalbiyle sezmişti…

  Eliza kollarını kavuşturup gülümsedi ve emir veren bir ses tonuyla konuşmaya başladı.
-Terry’yle ilgilenmeyi kes. O sadece seninle eğleniyor. Bunu göremiyor musun? Terry senin gibi birine âşık olur mu sence? Sonra çok üzülürsün.
Candy gülümsedi ve alaycı bir şekilde cevap verdi.
-Ne o, Eliza? SEN, BENİM iyiliğimi mi düşünüyorsun? Yoksa farklı bir şey mi var?
Eliza’nın bakışları değişti, kaşlarını çattı.
-Ne olabilir ki?
-Mesela Terry’ye karşı farklı bir şeyler mi hissediyorsun?
Eliza öfkeyle, bağırmamaya çalışarak söylendi.
-Bu ne cüret! Candy!
-Yalan mı, Eliza? Sen, benimle konuşmaya bile utanan SEN, benim iyiliğimi mi istiyorsun?
-Bu kadar yeter!
Eliza tam Candy’ye tokat atacakken birden bütün ışıklar söndü ve yer korkunç bir hızla sallanmaya başladı. İki kız da çığlık atarak yere düşmüştü bile, aslında ayakta olan her insan. Bir anda bütün Londra’dan çığlıklar ve ‘yıkılma’ sesleri yükselmişti, St. Paul da dahil…
  Yer sallanmaya devam ediyordu, Candy ve Eliza korkudan donmuş bir vaziyettelerdi. Çıtırdama sesleri geliyordu. Her yerin sallanıyor olmasının verdiği dehşet dışında, karanlık, ‘yıkılma’ sesleri ve çığlıklar, ikisini de şoke etmişti. Birden Candy çıtırdama seslerinden binanın yıkılmak üzere olduğunu anladı. Dehşetle bağırdı.
-Eliza! Bina yıkılıyor!
Ses yerine ulaşmadan Saint Paul Akademisi korkunç bir gürültüyle yıkıldı.

***
  Terry titriyordu, bembeyaz olmuştu, hareket bile edemiyordu… Tepeden büyük bir dehşetle akademinin yıkılışını seyretmişti. Depremin inanılmaz şiddetinden kıpırdayamamıştı, yapabildiği tek şey devrilen o güzelim ağaçtan kendini korumak olmuştu. Titriyordu Terry, gözleri cam gibi olmuştu. Koca St. Paul, iki büyük yurt yıkılmıştı! Yer sallanmaya devam ediyordu, birkaç saniye sonra durdu. Terry olduğu yerde kalakalmıştı. Bu bir kâbus olmalıydı! Böyle bir şey olabilir miydi? Bütün bina yıkılabilir miydi? Terry duyduğu inanılmaz büyük dehşetten kıpırdayamıyor, düşünemiyor hatta ufak bir ses bile çıkaramıyordu! Sonra birden bir şey aklına gelmiş gibi büyük bir hızla fırladı ve Kızlar Yurdu’na baktı. Mırıldandı.
-Candy…
  Yıkık binaya dikkatle baktı. Aslında ayın ışığı görmesini çok zorlaştırıyordu ama Terry’nin aşkı, yurda sanki bir ışık tutmuştu. Terry titredi, donakaldı yeniden, ağlayamıyordu bile. Gözlerinde korku ve endişenin derin izleri, bembeyaz kesilmiş yüzü, sürekli titreyen elleriyle korkunç gözüküyordu. Beyni durmuştu adeta, sadece “Candy” diye bir yankı oluşmuştu. Bu yankı haricinde hiçbir şey duyamıyordu. Neden sonra çözüldü, bacakları onu taşıyamadı ve yere düştü, gözlerinden yaşlar fışkırarak yeri göğü sallayan bir şiddetle bağırdı.
-CANDYYYYYYY!!!!!!

***
                                                                                                                                     Yazar
                                                                                                                            "Terry-Candy<3"




Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: sima, 19.07.2013, 18:21 (UTC):
harika bayıldım.zaten harika yazıyorsun.bu hikayenin de güzel olmasına şaşırmadım.

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 19.07.2013, 18:23 (UTC):
Çok teşekkür ederim Sima

Yorumu gönderen: şeker candy , 23.07.2013, 07:14 (UTC):
harika allahını peygamberini seviyosan çabucak bitir meraktan ölücem

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 23.07.2013, 15:38 (UTC):
Çok teşekkürler O zaman ben hikayenin 2. bölümünü Sibel Abla'ya göndereyim. İnşallah birkaç gün içinde okuyabilirsiniz

Yorumu gönderen: şeker candy, 23.07.2013, 20:08 (UTC):
çok teşekkürler harikasın sağol sağol

Yorumu gönderen: şeker candy, 24.07.2013, 06:57 (UTC):
gelmesi kaç gün sürer saatte bir konturol ediyorum da onun için

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 24.07.2013, 13:35 (UTC):
Estağfirullah. Ne zaman gelir bilemiyorum çünkü daha müzik ayarlamam gerek.

Yorumu gönderen: cicikız, 25.07.2013, 20:41 (UTC):
bayıldım süper olmuş lütfen yeni hikayeyi biran önce yaz

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 25.07.2013, 22:10 (UTC):
Çok teşekkür ederim Bunun devamı gelecek zaten, İki Nergis'in de gelecek. Bunun dışında başka hikayelerim de var. Hatta birinin mangasını yapmayı düşünüyorum ama kesin değil. Yapsam okur musunuz???

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 26.07.2013, 16:07 (UTC):
Ama kesin değil. Yani belki yapamaya da bilirim çünkü çok zor

Yorumu gönderen: yeter, 27.07.2013, 15:17 (UTC):
gerçekten sen muhteşem birisin çook güzel olmuş canım yenisini çook merak ediyorum seni seviyorum

Yorumu gönderen: MELL, 30.07.2013, 17:20 (UTC):
merhaba böyle bi siteyi uzun zamandır arıyorum lütfen hikayenin devamını yaz bir an önce

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 30.07.2013, 18:03 (UTC):
Teşekkür ederim Hikayeyi yazmaya devam ediyorum.

Yorumu gönderen: irem26, 30.07.2013, 23:02 (UTC):
Gerçekten süper bi hikaye. Devam et

Yorumu gönderen: pelin, 31.07.2013, 22:26 (UTC):
gerçekten muhteşem bir hikaye olmuş bayıldım nolur hemen devamını yaz...sen bence sitedeki en büyük terrycisin ve en aktif ziyaretçisisin

Yorumu gönderen: rüya kardeş, 12.08.2013, 08:51 (UTC):
Hikayenin. devamını ne zaman bizlerle paylaşacaksın

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 13.08.2013, 20:08 (UTC):
Birkaç gün içinde... Belki yarın, belki sonraki gün, bilemiyorum.

Yorumu gönderen: zeynep kelebek, 09.10.2013, 17:24 (UTC):
Yazı dilini çok beğendim.Tebrik ederim seni.Çok samimi yazıyorsun.Bu çizgi filmi ne kadar çok sevdiğin belli oluyor.

Yorumu gönderen: candice white adley, 12.11.2013, 17:57 (UTC):
tek kelimeyle; harika!

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 12.11.2013, 20:26 (UTC):
Çok teşekkürler... <3



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=