Ana Sayfa Hakkında Forum Ziyaretçi Defteri Facebook Twitter Instagram İletişim

Şeker Kız Candy

İki Nergis - VIII. Bölüm

Siteye Eklenme Tarihi: 13.10.2015


İKİ NERGİS


VIII. BÖLÜM

    - Nihayet yere ayak basabildiğim için o kadar mutluyum ki!

    - Al benden de o kadar!

   Annie ve Patty için gemi yolculuğu çok zor geçmişti, milyonlarca kez deniz tutmuştu. Ama Candy bu durumdan pek etkilenmemiş gibiydi, çok dinçti.

    İskoçya gerçekten harika bir ülkeydi. Özellikle Edinburgh. Her yer tarih korkuyordu. Okula varana kadar pek çok yeri gezmişlerdi.

    - Voaah, şuna bakın! Ne kadar büyük! Çok görkemli!

   Candy bir binadan diğerine koşuyor, hepsine ayrı övgüler yağdırıyordu. Tabii ki bu arada Rahibe Gray'den tonla azar işitmişti.

    Stear burada çok güzel icatlar yapacağından emindi. Archie ise kardeşinin bu fikrini duyunca kahkaha atmıştı. Stear'ın hiçbir icadı işe yaramıyordu!

   Kalacakları yer, Edinburgh'un köylerinden birinin yanındaki alandı. Büyük bir gölü vardı ve her yer yemyeşildi. Kalacakları kilise göle bakıyordu.

    Candy ağaçları görünce çok heyecanlandı:

    - Aaah, burada tarzanlık görevime kaldığım yerden devam edebilirim! Muhteşem olacak!

    Annie kıkırdadı.

    - İnşallah paslanmamışsındır Candy!

    - Elbette hayıır! Ben her zaman dinçim!

    Rahibe Margaret'ın sesi duyuldu.

    - Kızlar! Konuşmayı bırakın da odalarınıza geçip bavullarınızı yerleştirin!

    Candy kafasına vurdu ve söylendi.

    - Of! Kurin'i unuttum! Ne kadar aptalım!

   Annie ve Patty'yi beklemeden odasına koştu ve çantasını açtı. İçinden Kurin fırladı. Oldukça sinirli gibiydi.

    - Üzgünüm Kuriin! Seni tamamen unutmuşum. Bu akşam sana güzel yiyecekler getireceğim, söz!

    O gün ders yapılmayacaktı. Öğrenciler serbestti, yol yorgunluğu vardı sonuçta. Kızlar eşyalarını yerleştirir yerleştirmez dışarı çıktılar. Göle indiler. Göl gerçekten göz kamaştırıcıydı. Su oldukça berraktı. Kızlar hayran hayran gölü seyrederken Archie ve Stear da onlara katıldı. Tatlı bir muhabbete dalmışlarken arkadan bir ses duyuldu.

    - Candy!

    Candy arkasını döndü ve sevinçle ayağa fırladı.

    - Michael! Ne tesadüf!

    - Evet, demek sen de burada olacaksın!

    - Yaz okulu burada!

    Michael göz ucuyla Stear ve Archie'ye baktı. İkisi de çok tuhaf bakıyorlardı. Fakat Michael ve Candy sohbete devam etti. Michael:

    - Yaz boyunca burada olacağım. Sık sık görüşürüz!

    - Tabii ki! Seni nerede bulabilirim?

    Michael duraksadı. Ardından gülümsedi.

    - Büyük ihtimalle ormanda olurum.

    Candy kıkırdadı.

    - Bu harika çünkü bütün boş zamanlarımı orada geçireceğimden eminim!

    - Niçin?

    Candy kol kaslarını gösterdi gülerek.

    - Tırmanmayı gerçekten çok severim!

    Michael duraksadı, birkaç adım geriye gitti.

    - Bi, biraz işim var. Sonra görüşürüz!

    Ve hızlıca oradan uzaklaştı. Candy şaşırmıştı. Arkadaşlarının yanına geri döndü.

    Archie şaşkınlıkla:

    - Candy, onu nereden tanıyorsun?

    - Gemide tanıştım.

    Archie ve Stear şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Stear kafasını kaşıdı.

    - Bu çok garip, onu daha önce gördüğümden eminim.

    Archie onayladı.

    Herkes bir parça şaşkındı ama olayın üstünde fazla durulmadı.

***

   Dersler bitince Candy tek başına yürüyüşe çıkmaya karar verdi. Ormana daldı. Fakat yürüyüş fikrinden hemen cayarak ağaçlara bıraktı kendini. Terry haksız sayılmazdı, Candy tıpkı bir tarzan gibiydi.

    Fakat tarzanlık da bir yere kadardı. Sallandığı dal kırıldı ve Candy kendini yerde buldu.

    - Aah, olamaz!

    Doğruldu ve üstünü silkelemeye başladı.

    - Belki de paslanmışsındır, Çilli Tarzan!

    Ağaçların arasından Terry gözüktü. Candy sinirle karışık bir neşeyle bağırdı.

    - Tabii ki paslanmadım!

    Terry göz kırptı ve güldü.

    - Hmm, birkaç gündür görüşmüyoruz. Eminim ki beni özlemişsindir! Hasretini dindirmek için sarılmaya ne dersin?

    Candy ona doğru bir adım attı fakat kendisine engel olması uzun sürmedi. Ne yapacaktı sanki, gidip Terry'ye mi sarılacaktı? İçten içe bunu yapmak istediğini bilse de kendini tuttu. Kollarını kavuşturdu.

    - Hıh! Sana mı sarılacakmışım! Saçmalama!

    Terry gülerek:

    - İçten içe bunu yapmak istediğini biliyorum!

    Normalde Candy'nin vermesi gereken tepki Terry'ye bağırması hatta yumruk atmasıydı. Fakat Candy bunların hiçbirini yapmadı. Öylece kalakaldı, yanakları kıpkırmızı olmuştu. Neden böyle olduğunu kendisi bile anlamadı.

    Terry şaşırmıştı. Bir adım geri çekildi.

    - Candy? Sanırım bu defa kızdırma sınırını aştım.

    Candy hiç kızgın hissetmiyordu. Düşündüğü tek bir şey vardı, Terry'ye sımsıkı sarılmak istiyordu.

    Terry ona yaklaştı. Kollarını tuttu.

    - Candy, sadece şaka yaptım! Bu kadar sinirlen...

   Terry'nin sözleri yarım kaldı. Candy'nin kollarını tutmuştu, tıpkı Mayıs Festivali'ndeki gibi. Bu temas ikisinin de o anı tekrar yaşamasına vesile olunca kısa bir sessizlik oldu ve Terry ani bir hareketle kollarını çekti.

    Candy durumu kurtarmak istercesine omuz silkti.

    - Üzgünüm, biraz fazla sinirlendim sanırım. Geçti.

    Terry ona baktı. Candy'nin yüzündeki samimi ifadeyi görünce rahatladı.

    Bir süre konuştuktan sonra Terry ilerideki büyük malikâneyi gösterdi.

    - Orası Dük Grandchester'ın. Bir süre orada kalacağım. Görmek ister misin?

    Candy heyecanla başını salladı. Malikâneye doğru yürümeye başladılar. Candy merakla sordu.

    - Onlar da burada mı yaşıyorlar?

    - Hayır, onların İngiltere'de daha büyük bir malikâneleri var.

    - Peki burada çalışan var mı?

    - Yaşlı bir kadın sadece.

    Malikânenin büyük görkemli kapısı gözüküyordu. Kapının önünde belli belirsiz bir siluet vardı.

    - O da kim?

    Terry de şaşkın gözüküyordu.

    - Bilmiyorum, hadi biraz hızlanalım.

   İkisi koştukça siluet belirginleşti, bir kadın hâlini aldı. Terry kadını iyice görünce aniden durdu fakat Candy bunu fark etmedi. Kadının yanına gitti.

    Kadın başını çevirip Candy'ye baktı. Candy adeta donakalmıştı.

    - Sen burada mı çalışıyorsun? Terrius nerede?

    Cevabı almasına gerek kalmadan Candy'nin gerisinde öylece bekleyen Terry'yi gördü.

    - Terry!

    Kadın kollarını açarak Terry'ye doğru koştu fakat Terry geriye çekildi. Buz gibi bir sesle:

    - Neden geldin?

    Candy yanılmıyordu. Bu kadın Amerikalı ünlü güzel oyuncu, aynı zamanda Terry'nin annesiydi: Eleanor Baker.

    Tıpkı resimlerdeki gibi, çok güzel bir kadındı. Sapsarı saçları, iri gözleri ve dudağının üstünde hoş bir beni vardı.

   Candy tüm gece Eleanor Baker'ı düşündü. Ta Amerika'dan buraya gelmişti, Terryyi görmek için. Terry'nin sert sesi kulaklarında yankılandı: "Sen benim annem değilsin! Hiçbir zaman da olmadın! Şimdi nereden geldiysen oraya git!"

    Candy yattığı yerde döndü ve yorganını iyice çekti. "Terry annesine çok kızgın. Ama annesi..." Eleanor Baker'ın yaşlı gözlerini düşündü. Gerçekten acılı gözlerini… "Annesi gerçekten pişman."

    Yatağından kalktı ve balkona çıktı. İşte Terry'nin malikânesi oradaydı, gölün öbür tarafında. Odalardan birinin ışığı yanıyordu.

    Candy Terry'nin annesiyle ne yaptığını çok merak ediyordu. Malikâneye gitmek için içinde dayanılmaz bir istek duydu. Ve bu isteğini yerine getirdi, hızlıca üstünü giydi ve gizlice kiliseden ayrıldı.

   Ormanın içinden geçerken aniden durdu. Az önce bir karaltı gördüğüne emindi. Orada biri mi vardı? Candy korkarak arkasını döndü.

    - Kimse var mı?

    Ağacın birinin arkasından Michael sıyrıldı. Kaşları hafif çatıktı. Siyah saçları dağılmıştı ve yüzüne yansıyan ay ışığı, gözlerinde parıldıyordu. Kesinlikle ürpertici gözüküyordu.

    - Michael?

    - Nereye gidiyorsun?

    Candy Michael'ın sesindeki soğukluğa anlam veremedi ve ürpererek bir iki adım geri attı.

    - Bi, bi arkadaşımın yanına gidiyorum.

    Michael ona yaklaştı.

    - Bu saatte mi? Terry'ye mi gidiyorsun?

    - Ah, sorun ne, Michael?

   Michael kaşlarını iyice çattı, gözlerinde korkunç bir ifade vardı. Dişlerini sıkarak Candy'ye yaklaştı, omuzlarından tutup hızla sarsmaya başladı. Bir yandan da bağırıyordu.

    - Ne çabuk unuttun! Seni aptal ne çabuk unuttun! Sen vicdansızın tekisin! Aptal!

    Candy şok olmuştu, Michael'ın ellerinden kurtulmak için olağanüstü bir çaba harcasa da Michael ondan kat kat güçlüydü.

    - Yeter, ne yapıyorsun! Diye bağırdı.

    Michael daha da hızlandı, sesinin şiddeti arttı.

    - İğrenç birisin Candy, anlıyor musun, iğrençsin!

    O sırada Michael geriye savruldu. Arkadan biri koşup Michael'ın üstüne atladı ve ona olanca gücüyle vurmaya başladı. Candy dehşete düşmüştü.

    - Terryy, yapma! Dur! Onu öldüreceksin!

    Terry'nin omzuna sımsıkı sarıldı ve "Dur artık!" diye bağırdı.

    Terry durdu, nefes nefese kalmıştı, sinirden yüzü gerilmişti ve boynundaki damarlar belli oluyordu.

    Candy çok şaşkındı ve korkmuştu. Michael'ın az önce ona yaptıkları, şu an yerde kanlar içinde yatıyor oluşu... Birden hıçkırarak ağlamaya başladı.

    Terry nefesini kontrol altına almaya çalışırken Candy'nin kollarını tuttu.

    - Geçti artık. Ağlama. Geçti, Candy.

    Fakat Candy ağlamasını durduramıyordu. Terry kendini tutamayarak ona sarıldı.

    - Ağlama artık.

    Birkaç dakika sonra Candy sakinleşti. Terry'nin kalp atışını hissedebiliyordu. Gerçekten hızlı atıyordu. Aynı şekilde kendininkinin de böyle olduğundan emindi. Yavaşça doğruldu ve Terry'nin kollarından sıyrıldı.

    - İyi misin?

    Candy belli belirsiz başını salladı. Ardından Michael'a baktı. Yüzünde yer yer morluklar vardı ve dudağı patlamıştı.

    - Neden bunu yaptı?

    - Bilmiyorum. Çok çabuk unuttuğumu ve iğrenç biri olduğumu söyledi.

    - Neyi unutmuşsun?

    - Bilmiyorum. Her neyse, Terry, onu revire götürürsek başımız belaya girer. Senin evine götürmeliyiz.

    Terry karşı çıkacak gibi olduysa da Candy'nin haklı olduğunu anlayıp başını salladı.

   İkisi Michael'ı malikâneye taşıdılar. Candy'nin daha önce gördüğü odanın ışığı hâlâ yanıyordu. Terry kapıyı açarken Candy merakla sordu.

    - Annen hâlâ burada mı?

    Terry cevap vermedi ve kapıyı açtı. Michael'ı dikkatlice taşıyıp malikâneye soktular. Terry lambayı yakarken odaya biri daldı.

    - Terry! Neler oluyor?

    Candy hayranlıkla Eleanor Baker'a baktı. Pembe bir sabahlık giymişti ve saçları omuzlarına dökülüyordu. Yüzünde gerçekten endişeli bir ifade vardı. "Gerçek bir anne."

    Eleanor Baker, Michael'ın yanına çömeldi ve yaralarını kontrol etti.

    - Ciddi bir şey yok. Fakat siz ne yaptınız?

    Candy mahcubiyetle başını eğdi.

    - Bana saldırdı. Terry de oradan geçiyordu, beni kurtardı.

    - Candy! Bu onu ilgilendirmez.

    Terry'nin sert çıkışı Candy'yi titretmişti. Fakat Eleanor Baker umursamadan gidip ilk yardım malzemeleri getirdi. Michael'ın yaralarını tedavi ederken Candy onun ince uzun parmaklarını inceledi. "Gerçek bir annenin elleri..."

   Terry bütün bu süre boyunca arkası dönük bir şekilde kitaplığa bakmıştı. Annesiyle hiçbir şekilde göz teması kurmadı.

    Eleanor Baker tedaviyi bitirince ilaçları kutuya koydu ve başka bir odaya geçtiler. Kadın Terry'ye döndü. Yavaşça:

    - İyileşecek.

    Terry tepki vermedi. Bunun üzerine kadın ayağa kalktı, Terry'nin kolunu tuttu.

    - Terry, sabahtan beri beni bir kez olsun dinlemedin. Ne olur, ne olur...

    Terry hızla kolunu çekti.

    - Kes sesini! Konuşacak hiçbir şey yok! Sen benim annem değilsin!

    - Terry!

    Kadın gözyaşlarına boğulmuştu. Elleriyle yüzünü kapadı. Terry arkasına dönerek konuşmaya devam etti.

    - Çok soğuk bir gündü. İngiltere'den Amerika'ya o kadar yol geldim, sırf senin için... Sen o geceden bile daha soğuktun!

    - Öyle davranmam gerekiyordu. Sen gidince hemen arkandan koştum ama yetişemedim Terry!

    - Kes sesini! Ben bütün yaşamımı sensiz geçirdim! Anne nedir hiçbir zaman bilmedim! Bir kez olsun beni ziyarete gelmedin!

    Terry bunları söylerken gözlerinden birkaç damla yaş süzüldü. Candy titreyerek onları izliyordu. Terry'nin gözlerindeki çaresizlik, acı, ıstırap, tıpkı o sisli gece gibi...

    - Git buradan!

    - Terry...

    - Git dedim!

    Candy dayanamadı.

    - YETER!

    Hırsla ayağa kalktı ve bağırmaya başladı.

    - Terry, bu sözleri söylerken bile ne kadar acı çektiğini görebiliyorum! Anneni ne kadar çok sevdiğini, onu ne kadar istediğini görebiliyorum! Yeter, kendini kandırma artık!

    Hıçkırıklara boğularak oradan ayrıldı. Okula kadar aralıksız koştu, bunu yaparken "Terry, seni aptal." diye sayıklıyordu.


                                                                                                                                     Yazar
                                                                                                                            "Terry-Candy<3"




Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: Bahar , 13.10.2015, 15:24 (UTC):
Çok güzel yazıyorsun. Tebrik ederim tekrar. Çok güzel di. Çok keyifle okudum. Ellerine sağlık. Terry'nin Michael 'i dövme sahnesine bayıldım.
Küçük bir eleştiri yapabilir miyim? Yada öneri.
Animede geçen olayları daha kısa yani ayrıntılara girmeden anlatsan, ama yeni bölümleri de daha da çoğaltsan sanki daha güzel olur. Naçizane tavsiye.

Yorumu gönderen: candy, 13.10.2015, 18:28 (UTC):
Okudum ve çok bependim.Genel olarak çok hoştu.Candy'nin Terry'e kızmayıp utanması çok hoştu.Tebrikler Bu Michael'i sevmedim

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 13.10.2015, 18:43 (UTC):
Teşekkür ederim. Bahar abla tavsiyenize uyacağım. Candy aslında Michaelın haklı bir gerekçesi var Beğenmene dd sevindim.

Yorumu gönderen: Bahar , 13.10.2015, 19:11 (UTC):
Michael 'i tahmin edebiliyorum ama tahmin ettiğim kişi çıksın istemiyorum.
Çok zevk alarak okudum

Yorumu gönderen: Bahar , 23.10.2015, 02:21 (UTC):
Sınavlarıın mı başladı :- yeni bölümü bekliyorum

Yorumu gönderen: candy, 02.11.2015, 13:19 (UTC):
Umarım Michael ....... çıkmaz Boş vakitlerinde yeni bölüm isteriz

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 07.11.2015, 11:47 (UTC):
Kimin çıkacağını düşünüyorsun?

Yorumu gönderen: candy, 09.11.2015, 18:20 (UTC):
Söyleyeyim mi? Anthony diye düşünüyorum ben.Ve sanırım doğru tahmin

Yorumu gönderen: sima, 28.01.2016, 19:00 (UTC):
Her zamanki gibi yine harika bir bölüm karşımızda. Gerçekten severek okuduğum bir hikaye. Ve cidden çok hoşuma gidiyor. Bence ilk bölümden beri bizi etkiliyosun ve devam edeceğine hiç şüphesiz inanıyorum. Başarılarının devamı ve sevgilerimle...



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=