Ana Sayfa Hakkında Forum Ziyaretçi Defteri Facebook Twitter Instagram İletişim

Şeker Kız Candy

İki Nergis - III. Bölüm

İKİ NERGİS



III. BÖLÜM
 
   ***
  Terry’nin çıkacağı günü Candy sabırsızlıkla beklemişti. Elinden gelse Terry’yi ziyarete giderdi ama rahibeler her nedense denetimi artırmışlardı. Stear’ın yanına bile gidemiyordu çünkü kızlar yurdunun altında bir bekçi beklemeye başlamıştı. “Terry ve Archie yarın sabah çıkacaklar. Ah…” Candy balkona çıkıp karanlıkta ışığı yanan odalarıyla parıldayan erkekler yurduna ve karanlık olan Terry’nin odasına baktı. Kalbi özlemle dolmuştu. Perdeleri çekip yatağına uzandı.
“Yarın dersler biter bitmez ya da, evet evet, öğle yemeği saatinden hemen önce tepeme gitmeliyim. Umarım Terry de orada olur… Mutlaka orada olacaktır! Bana yine gülümseyecek ve alay edecek. Çok güzel!” Candy’nin gülümsemesi aniden donuklaştı. Gözlerini açtı, şaşkındı. “Neden Terry? Terry’yi yeniden görecek olmam, kalbimi neden mutlulukla dolduruyor?” Candy sağına döndü, gözlerini sımsıkı kapattı. Her şey güzel olacaktı. Her şey… Eliza, Neil, Rahibe Gray veya herhangi biri onun mutluluğunu bozamayacaktı. Kendine itiraf edemese de Terry ile sonsuza kadar mutlu olmak istiyordu… Kalbindeki ses, ona son aşkının Terry olduğunu, bu aşkın her gün artarak devam edeceğini fısıldıyordu… Candy bu fısıltıyı dinledi, yüzündeki tebessümle kendini uykunun kollarına bıraktı…
Rüyalar alemi… Bazen insanın hislerini, kendine itiraf edemediği duygularını, hayallerini sunan mutluluk diyarı… Candy gülümsüyordu, Pony Tepesi’ndeydi ve Pony’nin Evi’ni huşu içinde seyrediyordu. Burnuna gelen nergis kokuları, sanki ‘en sevdiği insanın’ geldiğinin göstergesiydi. Omzunda hissettiği sıcacık el, işittiği sevgi dolu “Candy!” seslenmesi… Candy başını çevirince büyüleyici bir şekilde gülümseyen Terry’yi gördü. “Terry! Hoş geldin!” Terry gülümseyerek yanına oturdu, tek kelime etmeden gökyüzüne ve Pony’nin Evi’ne baktılar. Sonra Terry yavaş yavaş cebindeki minik kutuyu çıkardı, mavi kadife kaplı şirin bir kutu… Candy’nin şaşkın bakışları arasında kutuyu açtı, aralanan kutunun ipeksi yüzeyinde bir tek taş parıldıyordu. “Candy, sonsuza dek senin yanında olmama, seni sevmeme, senin sevgini hissetmeme izin verir misin? Candy, benimle evlenir misin?” Candy mutlulukla karışık şaşkınlıkla gülümsedi, Terry’nin gözlerine baktı, “Evet, Terry, EVET!”
-Evet! Evet!
-Candice! Uyan! Uyan! Candice!
Candy aniden zıplayarak uyandı, karşısında Rahibe Margaret’i görünce şaşırdı.
-Rahibe Margaret! Ne oldu?
-Ne mi oldu? Dersler başlayalı 2 saat oldu! Uyuyakalmışsın!
-OLAMAZ!
Candy telaşla zıpladı. İlk ders Rahibe Gray’in sınıfa gelip not kontrolü yapacağını hatırladı birden. Yüzü sarardı.
-Rahibe Gray! Eyvah! Ne yapacağım?
-Sakin ol. Rahibe Gray’in ilk ders sizin sınıfa geleceğini biliyorum. Bu saatten sonra gidersen çok kötü olur.
Candy endişeyle başını salladı. Rahibe Gray herkesin, ama HERKESİN orada bulunması gerektiğini tekrar tekrar söylemişti.
-Ne yapmalıyım?
-Tek çare hasta olduğunu söylemek. Rahibe Gray’e hasta olduğunu, sana ilaç verdiğimi, şu an uyuduğunu söylerim. Bir kereliğine… Tamam mı Candice? Bir daha uyuyakalmak yok. Bu arada bugün dışarı çıkmasan iyi olur, Rahibe Gray’e yakalanmak istemezsin değil mi?
Candy’nin gözleri büyüdü, elini alnına vurdu.
-BUGÜN mü? Dışarı çıkamayacak mıyım?
-Bir sorun mu var?
-Ah, hayır, tabi ki yok, Rahibe Margaret.
-O halde gidebilirim Candice. Hemen Rahibe Gray’in yanına gitmeliyim. Hizmetliden sana kahvaltı getirmesini isteyeceğim.
-Teşekkür ederim, Rahibe Margaret! Çok iyisiniz.
-Haydi yat.
Rahibe Margaret tam çıkacakken Candy çekingen bir sesle sordu.
-Rahibe Margaret?
-Evet, Candice?
-Şey, kuzenim Archibald ve Terrius düşünme odasından çıktılar mı?
-Ah, evet, bu sabah çıktılar. Niye sordun?
Candy gülerek kafasını kaşıdı.
-Hiiç, kuzenimi özledim de…
-Tamam.
Rahibe Margaret kapıyı kapatıp çıkınca Candy oflayarak yatağa yattı. Bu günü iple çekmişti. Nihayet Terry’yi görebilecekken olacak iş miydi bu? Acaba gizlice dışarı kaçabilir miydi? Yok, bekçi, olmadı bir rahibe görürdü. Veyahut da odaya Eliza alay için gelirdi. Çok problem çıkarırdı kaçış. Üstelik Rahibe Margaret’in de başı yanardı. “Hadi ben neyse de, o iyi insanın başı belaya girmemeli.”
Candy gördüğü rüyayı anımsadı, kızardı. “Bu çok garip. Daha önce hiç bu kadar gerçekçi bir rüya görmemiştim. Sanki… Sanki yaşadığım bir olayı hatırlar, hatta yaşar gibi oldum.” Keyifle iç geçirdi ve güldü. “Belki de geleceği görmüşümdür…”

***

Terry akşama kadar tepede Candy’yi beklemiş, hava kararmaya başlayınca odasına dönmüştü. Balkona çıktı ve Candy’nin odasının ışığının yandığını gördü. “Neden gelmedin Candy? Halbuki ben… Seni göreceğim için…” Terry başını iki yana salladı. O sırada ‘o’ odanın balkonunda bir siluet belirdi. Terry’nin gözleri irileşti. “BU CANDY!”
Candy de Terry’yi fark etmişti. Durdu, gülümsedi ve el salladı. Terry bunu az çok seçebildi ve o da elini salladı, tam o sırada tam da yan balkona birilerinin çıktığını fark etti, şaşkınlıkla baktı.
-Archie, sen yokken bu müthiş icadı yaptım! Oda çok sessiz olduğundan iyice konsantre oldum. Bu araçla Candy’ye mektup gönderebileceğiz!
-Eminim!
Terry Archie’ye olan bütün öfkesini unuttu, gülümsedi.
-Merhaba!
Archie ve Stear başlarını kaldırınca Terry’yi fark ettiler. Stear çekingen bir hâlde gülümseyerek “Merhaba.” Derken Archie öfkeyle kalkmıştı.
-Ne istiyorsun?
-Stear, bu icadı denemek istiyorsun, değil mi?
Stear şaşkınlıkla başını salladı.
-Evet!
-Ben deneyebilir miyim? Lütfen…
Archie sinirliydi.
-Ne yapacaksın? Biz deneriz, sana ne oluyor?
Terry Archie’ye baktı, omuz silkti.
-Bunu rica ediyorum. Candy’ye söylemem gereken bir şey var. Lütfen.
-Candy’ye söylemen gereken şey mi? Güldürme beni!
Stear kardeşinin iyice sinirlendiğini görünce ayağa kalktı ve gülümsedi.
-Kardeşim, bırak denesin. Bir zarar vermez elbette. Terrius biz son ayarları yaparken Candy’ye notunu yaz.
-Teşekkür ederim.
Terry sevinerek odasına girerken Archie Stear’a çıkışıyordu.
-Stear, niye izin verdin o serseriye?
-Her an kavga çıkarabilecek gibi duruyordun. Sana belli olmaz, Archie.
Archie Stear’ın gülüşünü öfkeyle izledi.
-Her neyse, umarım aletin iki mektup alabiliyordur, çünkü bizim de bir mektubumuz var, unutma.
-Tabi ki alıyor! İşte son ayarları da yaptım.
O sırada Terry balkona çıktı ve elindeki küçük kâğıdı mahcubiyetle uzattı karşı balkona. Stear uzandı ve mektubu aldı. Aletin özel bölmesine diğer mektupla koydu. Ayağa kalktı.
-Pekala, işte İLK denememiz! Hazır olun!
Stear bir düğmeye bastı, alet yavaş yavaş kanatlarını çırpmaya başladı, havalandı ve ormanı geçti. Stear mutluluktan deliriyordu, icadı ilk kez başarılı olmuştu!
Öte yandan Candy çoktan odasına girmişti, cama vuran nesneyi fark edince şaşkınlıkla balkona çıktı. Kanatları olan garip cisim yerde duruyordu. Üzerinde “Candy’ye… Archie ve Stear’dan” yazıyordu. Candy gülümsedi, Stear’ın icatlarından biriydi. Eline aldı ve içeri geçti. Nesneyi biraz inceledikten sonra üzerindeki kolu fark etti. Kolu çevirince özel bölme açıldı. Candy içindeki iki kâğıdı aldı. En üstteki kâğıdı açtı, Archie ve Stear’dan idi.
“Merhaba Candy! Bu Stear’ın yeni icadı. İnanılmaz bir şey ama çalıştı! Archie, yani ben Düşünme Odası’ndan nihayet çıktım. Aptal Terry yüzünden düştüğüm duruma bak! Neyse, yeniden odamda olmak güzel. Seni yakında yeniden bekliyoruz. Bu defa kurabiyelerimiz de olacak. Kurin nasıl? İyi olduğuna eminim. Görüşmek üzere, kendine iyi bak.”
Candy Archie’yi özlediğini hissetmişti. Kâğıdı yanına koyarken diğerine merakla baktı. “Bu kimden olabilir ki?” Eline alınca üzerindeki imzayı okudu, “Terrius”. “Mektup Terry’den! Çok heyecanlı!” Merakla kâğıdı açtı. Terry’nin yazısını görünce içi titredi, gözlerini kapattı ve Terry’nin gülümsemesini hayal etti. Sonra okumaya başladı, sanki Terry’nin sesi onun için mektubu okuyordu…
“Candy, merhaba. Nasılsın? Bugün Düşünme Odası’ndan çıkar çıkmaz o güzel tepeye gittim, senin orada olacağını umuyordum. Niye gelmedin? Düşünme Odası fena bir yer değil, eminim ki bir gün sen de oraya gideceksin Çilli Tarzan. Kendini hazırlasan iyi olur. Yarın tepeye gel, tamam mı? Konuşuruz. Ayrıca kaç gündür yalnızca rahibelerle konuşuyorum, o da bana yemek getirmeye geldikleri zaman, söylediğim tek kelime de ‘İyiyim’ oldu. Candy, büyük ihtimalle yarın derste bahsederler. Yakında Mayıs Festivali var. Veya koca yıldaki tek eğlencemiz. Gerçekten güzel oluyor. Şekerler, müzikler, danslar, birçok değişik tür pastalar… Özellikle pasta ve şekerleme kısmını sevdiğine eminim. İstediğin kişiyi davet edebilirsin. Değişik danslar yapılıyor. Festivalde dans ederiz, olur mu? Yalnız iyi öğren, ayağıma basma, tamam mı Çilli Tarzan? Yarın görüşürüz, fakat dikkat et, uyuman gereken yer yatağın, sakın Tarzan olduğunu hatırlayıp ağaçlarda uyuma!”
“Terry…” Candy mektubu tam kalbinin üstüne bastırdı. Her şey çok güzeldi…

***

-Konuşmayı kesin! Şimdi size Mayıs Festivali’nden bahsetmek istiyorum.
Bir anda sınıfta sevinç çığlıkları duyuldu. Herkes mutlulukla bağırıyor, “Bu seneki Çiçek Perisi kim olacak?” diye soruyordu. Candy şaşkınlıkla Patty’ye baktı.
-Bu Mayıs Festivali bu kadar çok mu seviliyor?
-Oh, evet! Bu festival yalnızca ekim ve mayıs aylarında yapılır. Her yıl bir çiçek perisi seçilir. Çiçek Perileri çiçek arabasında olurlar. Çok güzel elbiseler giyerler. Herkes onları izler. Dans edilir… Çok güzeldir.
-Ah, kulağa çok heyecanlı geliyor!
Rahibe kızgın bir bakış fırlattı sınıfa, bütün sınıf sessizliğe büründü. Rahibe gülümsedi ve konuşmaya başladı.
-Bu seneki Çiçek Perileri ayrıcalıklı olarak mayıs ayında doğan bütün kızlar olacak. Şimdi kimlerin Çiçek Perisi olacağını okuyorum: Mary, Kate, …
Candy heyecanla gülümsedi. Mayıs ayı… Anthony doğduğu günü mayıs ayında seçmişti. Doğum gününde ona dünyanın en güzel gülünü, Şeker Candy’yi hediye etmişti. Bembeyaz, parıltılı o iri gülü… Candy, Anthony ile anılarını hatırlamışken Patty Candy’yi dürttü.
-Candy! Senin de adın okundu! Duymadın mı?
-Benim de mi?
-Evet! Ahh, gerçekten çok şanslısın…
Candy ve Patty zil çalınca konuşmaya başladılar. Patty üzgündü.
-Partide bir eşin olursa dans edebilirsin. Benim hiç olmadı. Candy sen çok şanslısın.
Candy düşünmeye başladı. “Archie Annie ile birlikte. Ama Stear?” Neşeyle güldü.
-Patty, Stear’dan seninle eş olmasını isteyeceğim!
-Gerçekten mi? Çok iyisin, Candy! Ama sen?
-Ben mi?
Candy ellerini yanaklarına koydu ve pencereden baktı. Gökyüzünde gülümseyen Terry’yi gördü. Patty’ye döndü.
-Patty, benim eşim sanırım Terry olacak.
Patty şaşkındı.
-Terry mi? Emin misin? Terry hiçbir zaman festivale katılmadı. Ayrıca o bir serseri!
Candy başını iki yana salladı ve gülümsedi.
-Terry serseri değil! O sadece…
Candy, Terry’nin neden serseri gibi davrandığını söylerse onun sırrını ele vereceğini hatırlayınca aniden sustu ve omuz silkti.
-Neyse. Terry festivale geleceğini söyledi. Festival danslarını iyi öğrenmemi aksi halde onun ayağına basabileceğimi bildirdi beyefendi.
Patty heyecanlanmıştı, küçüklüğünden beri kimin kimi sevdiğini anlayabiliyordu. “Terry Candy’yi seviyor.” diye düşündü. Candy’nin de onu sevip sevmediğini anlayabilmek için bir soru sordu.
-Peki onunla dans edecek misin?
-Tabi ki! Hatta şu anda çok heyecanlıyım…
Candy aniden kızardı çünkü Patty imalı imalı gülümsüyordu.
-Ne var?
-Hiç, sadece sizin birbirinizi sevdiğinizi düşünüyordum da!
Candy ayağa kalktı ve komik bir sesle bağırdı.
-Aptal olma Patty!
Patty gülüyordu. Etraftaki bütün öğrencilerin onlara şaşkın şaşkın baktıklarını görünce ikisi de susup oturdular. Candy güldü.
-Biz sadece arkadaşız Patty.
-Gözlerin ve şu an kıpkırmızı olan yanakların yalan söylediğini hemen belli ediyor.
-Ahhhhh!
Patty güldü, ellerini yanaklarına koydu ve masaya yaslandı.
-Candy, benden saklayamazsın.
-Of… Bilemiyorum Patty. Ben, Terry’yi, yani, ne bileyim… Onu ne zaman görsem veya düşünsem acayip heyecanlanıyorum, içim sevgi doluyor. Gözümün önüne onun bakışları geliyor.
-Tamam işte! Bal gibi seviyorsun onu!
-Gerçekten öyle mi düşünüyorsun?
-Evet, kesinlikle!
-…
Bir süre sustular. Patty’nin sözleri Candy’nin beyninde yankılanıyordu. “Terry’yi seviyor muyum? Bu olabilir mi? Ya Anthony?”
Candy dinlenme zamanında neşeyle diğer Pony Tepesi’ne çıktı. Etrafta Terry’yi göremeyince ayrımında olmasa da gözleri durgunlaştı. Halbuki onu görmeyi nasıl da istiyordu… Gelene kadar çimenlere oturdu, o sırada Kurin geldi.
-Merhaba Kurin! Nasılsın?
Kurin neşeli sesler çıkardı ve Candy’nin yanına oturdu.
-Merhaba Çilli Tarzan!
Candy arkasına döndü ve ayağa kalktı.
-Terry, merhaba! Nerelerdeydin?
-Ağaçtaydım, seni görünce indim. Sen dün niye gelmedin?
Candy güldü ve nasıl uyuyakaldığını, Rahibe Margaret ile plânlarını anlattı. Terry güldü ve Candy’ye büyüleyici bir şekilde baktı. Candy’nin içi sevgiden titremişti...
-Vay canına, küçük bir macera yaşamışsın Candy!
-Öyle oldu. Rahibeler bugün Mayıs Festivali‘nden bahsettiler. Ve bil bakalım ne oldu!
-Ne oldu?
-Mayıs ayında doğan herkes Çiçek Perisi seçiliyormuş. Ben de seçildim!
-Sen mi? Çiçek Perisi olmak mı? Hah hah ha!
Terry kahkaha atıyordu ama aslında gerçekten çok sevinmişti. “Candy, kim bilir nasıl da güzel olacaksın…” diye düşündü ama sonra bu düşünceyi hemen kafasından attı. Candy ise sinir olmuştu.
-Alay etmeyi kes, tamam mı? Gayet de güzel bir Çiçek Perisi olacağım.
-Canım, ona ne şüphe (!). Hm, yalnızca bence Ağaç Tarzanı daha uygun bir isim olabilirmiş.
-Terry! Sana alay etme dedim!
-Tamam, sustum.
Bir süre sessiz kaldılar ama Candy merakına yenilerek sordu.
-Festivale gelecek misin?
-Elbette, bir Tarzan nasıl dans ediyor görmeyi gerçekten isterim. Ama festivale sonradan gelirim.
-Patty senin festivallere hiç katılmadığını söyledi.
-Evet, pek ilgimi çekmez genellikle.
Terry içinden “Bu kez kesinlikle geleceğim!” dedi. Sonra konuyu değiştirmesi gerektiğini hissetti.
-Candy, ben yarın Bay Albert’i görmeye gideceğim.
Candy sevinmişti.
-Sahi mi, Terry? Çok güzel! Ne kadar da şanslısın!
-Eğer göndermek istediğin bir not varsa, verebilirim.
-Ah, çok iyi olur! Şey, bu akşam Archie ile Stear’ın yanına gitmeyi düşünüyordum. Onları özledim. O zaman notu sana veririm, olur mu? Odanda olursun değil mi?
-Evet. Ağaçlar arasında ilerlemekte gerçekten çok başarılısın Candy. Ancak bir maymun bu kadar iyi olabilir.
-Lütfeen, ben Tarzan’ım, unuttun mu yoksa?
-Hiç unutur muyum?
-Of, ben de seninle gelmeyi çok isterdim. Bay Albert’i görmeyi çok istiyordum…
-Bakarsın gelebilme ihtimalin olur, Candy. Festivalden önce herhangi bir günü Çiçek Perilerine kostüm dikmeye ayırır Rahibeler. Özellikle bunu kendileri yaparlar, gelenekmiş sanırım. O gün eğer yarın olursa…
Candy neşeyle ellerini çırptı.
-O zaman ben de gelebilirim. Bu çok güzel olurdu! Eğer dediğin gibi yarın tatil olursa kaçta ve nasıl çıkarız?
-Sabah güneş doğmadan çıkabiliriz ancak. Güneş doğduktan sonra hemen fark ediliriz. Tatil olursa hiçbir öğrenci kontrolü yapılmıyor zaten, herkes bahçede falan oluyor. Annie ile Patty’ye de gideceğini söylersin yalnız, sonra merak edip seni aramaya kalkarlar.
-Ah, tamam! İnşallah yarın tatil olur!
Terry Candy’ye bakarak gülümsedi, gözleri parıldıyordu. Candy de ona baktı ve gülümsedi. Dinlenme saatinin bittiğini gösteren çan çalınca Candy ayağa kalktı.
-Teşekkürler, Terry! Akşam haberleşiriz!
Candy koşarak oradan uzaklaşırken Terry onun gidişini izledi. Tüm kalbiyle yarının tatil olmasını istiyordu. “Çok güzel olurdu doğrusu…” diye iç geçirdi. Yarının tatil olması çok düşük bir ihtimaldi ama Candy’nin bu kadar heyecanlanıp sevindiğini görmek onu da sevindirmişti. “Candy…”

***

Akşam yemeği sırasında Rahibe Margaret Candy’yi çok sevindirecek duyuruyu yaptı.
-Çiçek Perilerinin elbiselerini dikmek gelenek olduğu için rahibelerin görevidir. Biz de yarın elbiseleri dikmeye karar verdik. Dolayısıyla size tatil olacak. İstediğiniz gibi zaman geçirebilirsiniz. Okul dışına çıkmak yasak. Zamanını isteyen odasında isteyen bahçede değerlendirebilir. Yoklama alınmayacak. Akşam yemeğinde ise herkesin hazır olmasını istiyorum.
Kızların hepsi çok sevinmişti, hep bir ağızdan bağırdılar.
-Tabi Rahibe Margaret!
Candy heyecandan ve mutluluktan uçuyordu. Her şey nasıl da böyle denk gelebilmişti? Harika olacaktı! Terry ve Bay Albert ile vakit geçirebilecekti. Ayrıca Puppy’yi de çok merak ediyordu. Her şey çok güzeldi!!

***

-Annie, Patty, ben yarın sizlerle olamayacağım.
Annie ve Patty şaşkındı. Annie sordu.
-Neden Candy?
-Şey… Bay Albert’in yanına gideceğim.
-Ama nasıl? Okuldan çıkmak yasak değil mi?
Candy göz kırptı.
-Biliyorum. Güneş doğmadan kimseye yakalanmadan gideceğim.
-Bay Albert nerede?
-Mavisu Hayvanat Bahçesi’nde çalışıyormuş.
Patty şaşkınlıkla omuz silkti.
-Candy, orası şehrin öbür ucunda. Gitmek için çok para vermen gerekir. Paran var mı?
-Şey, yok ama… Bay Albert ile Terry çok iyi dost. Terry onun yanına gideceğini söyledi, ben de gelmek istedim. Bunu düşünmedim ama herhalde o benim paramı öder.
Patty kıkırdadı ve yavaş bir sesle:
-Sizin birbirinizi sevdiğinizi biliyordum!
Annie bayağı şaşırdı.
-Candy ve Terrius mu? ONLAR mı?
Patty başını salladı ve ikisi de Candy’ye baktı. Candy kıpkırmızı olmuştu, kollarını kavuşturdu, gözlerini kapattı, kaşlarını çattı ve şakacı bir sesle bağırdı.
-Bu sizi ilgilendirmez, tamam mı?
Annie ve Patty gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı. Annie sevecen bir şekilde elini Candy’nin omzuna koydu.
-Bize neden söylemedin Candy?
-Benim gitmem gerek, Hoşçakalın!
Candy hızla oradan uzaklaşırken Annie ve Patty gülerek birbirlerine baktılar. Annie ellerini çırptı.
-Candy’nin Anthony’nin ölümünden sonra çok üzüldüğüne eminim. İnşallah Terry sayesinde onu unutur ve birlikte çok mutlu olurlar…
-İnşallah. Zaten bayağı bir iyi anlaşıyorlar onlar. Galiba birbirlerini sevdiklerini daha kendilerine bile itiraf edemiyorlar. Ama bana öyle geliyor ki Terry yakında Candy’ye söyler.
-Bence de…
-Annie, Archie ve senin çok mutlu olacağınıza eminim.
-Teşekkür ederim Patty…
-Bense…
-Patty, eminim ki sen de aradığın kişiyi bulursun. Hatta belki de çok yakınında biridir.
Patty şaşkınlıkla ona baktı. Annie gülümsüyordu.
-Biliyorsun Stear’ın sevdiği biri yok. Belki o ve sen…
-Tamam artık bu konuyu kapatalım.
-Nasıl istersen…

***

Candy, Archie ve Stear’ın odasına girmeden önce ağaçtan Terry’nin balkonuna zıplamıştı. Karanlıkta görmek de gerçekten zordu. Yavaşça camı tıklattı ve “Terry!” diye seslendi. Terry hemen balkonu açtı.
-İçeri gir, biri seni görürse olacakları düşünemiyorum.
Candy içeri girdi ve neşeyle bağırdı.
-OLDU!
Terry telaşlanmıştı, eliyle yavaş işareti yaptı.
-Sessiz ol!
-Tamam tamam… Yarın tatil oldu.
-Biliyorum herhalde. Güneş doğmadan bir saat önce uyanman gerekecek Candy. Uyanabilirsin değil mi?
-Elbette!
-Tamam, ağaçlardan ilerlemen gerek. Okul kapısının da üstünden atla. Orada buluşuruz. O saatlerde at arabası olmaz ama biraz beklersek gelir. İşte sonra da gideriz.
-Güzel.
Candy ellerini arkasına koydu, hafif kızarmıştı.
-Terry, şey, benim param pek yok da…
-Dert ettiğin şey bu mu Candy? Endişelenmene gerek yok, ben seninkini öderim.
-Gerçekten mi, Terry! Çok teşekkür ederim!
-Haydi sen Archie ile Stear’ın yanına git. Yalnız sabah geç kalırsan seni beklemem ona göre!
-Merak etme, geç kalmayacağım! İyi geceler!
Candy hızla balkona çıktı ve Archie’nin balkonuna atladı. Terry gülümseyerek balkonun kapısını kapattı, perdeleri çekti, ışığı kapattı ve yatağına uzandı. Fakat uyuyamadı. Candy’nin yan odada olduğunu bilmek onu heyecanlandırıyordu. Dahası yarın bütün gününü onunla ve Bay Albert’la geçirecekti…
-Merhaba Archie, Stear!
-Candy! Seni beklemiyorduk.
-Sürpriz yapayım dedim.
-İyi ettin.
Neşeyle masaya oturdular. Candy gözlerini Stear’a dikti.
-Stear, şey… Biliyorsun Archie ile Annie eş olacak. Benim arkadaşım Patty var ya… Onun eşi yok. Rica etsem, sen onunla eş olur musun? Çok tatlı bir kız, okumayı çok seviyor, çok iyi yürekli… Bunu o benden istemedi, ben sadece çok yakışacağınızı ve iyi anlaşacağınızı düşünüyorum.
Stear şaşkındı.
-Patty ve ben mi? Bilemiyorum Candy, onu daha hiç görmedim…
-Lütfeen. Eminim onu çok seveceksin! Hatırım için…
Stear omuz silkti ve çayını yudumladı.
-Tamam, hatırın için…
Candy çok sevinmişti.
-Teşekkür ederim Stear! Sen çok iyisin!
Kısa bir sohbetten sonra saatin 10 olduğunu söyleyen çan çaldı. Candy kalktı ve veda edip ağaçlara zıpladı. Archie perdeleri kapatırken gülüyordu.
-Çok şansızsın kardeşim!
-Evet. Candy’yle eş olacağımı düşünüyordum.
-Biliyorum… Bakarsın Patty’yi seversin. Kim bilir?
-…
Archie Stear’ı anlayabiliyordu. Gülümsedi.
-Candy bunu söylediyse elbet bir bildiği vardır. Belki gerçekten iyi anlaşacağınızı düşünüyordur.
-Neyse, bakalım.
İki kardeş oturdular ve gökyüzüne baktılar. Kapkaranlık gökte parıldayan yıldızları, dolunayı seyrettiler. Aynı anda Candy, Annie ve Patty de balkonlarından gökyüzüne bakıyor ve gülümsüyorlardı. Bir saniye sonra Terry de balkona çıktı ve gökyüzüne baktı. Hepsi de gülümsüyordu. Hepsinin de gözlerinde yıldızların yansıması, umudun pırıltıları oynaşıyordu. Candy ve Terry aynı şeyi düşündü: Yarın birlikte olacaklardı… Mayıs Festivali’nde bir aşk doğacaktı, Stear ve Patty. Hepsinin de umutları vardı, mutluluk… Mutlu olmak, gülmek, gülümsemek…

                                                                                                                                     Yazar
                                                                                                                            "Terry-Candy<3"






Bu sayfa hakkındaki son yorum:
Yorumu gönderen: rayzem nida , 17.08.2013, 17:50 (UTC):
çok teşekkür ederim beni duygulandırdınız ne zaman teryy ve candy i düşünsem hep duygulanırım sanırım çocukluğumun en önemli hatırası olduğu içindir çok teşekkürler

Yorumu gönderen: Terry-Candy3, 17.08.2013, 18:53 (UTC):
Asıl ben teşekkür ederim. Beğendiniz mi?

Yorumu gönderen: sima, 17.08.2013, 19:42 (UTC):
harika olmuş.diğer iki bölümde çok güzeldi ama buna bayıldım.bu sefer gerçekten kendini aşmışsın...

Yorumu gönderen: Terry-Candy3, 17.08.2013, 22:50 (UTC):
Çoook teşekkür ederiiim

Yorumu gönderen: pelin, 20.09.2013, 18:21 (UTC):
çok beğendim

Yorumu gönderen: candice white adley, 06.11.2013, 22:43 (UTC):
devamını da isteriz.

Yorumu gönderen: candyyy, 22.01.2014, 12:29 (UTC):
çok güzel tebrik ederim devamını da isterim

Yorumu gönderen: sena , 24.01.2014, 14:00 (UTC):
çok başarılı olmuş bayıldımmm ) ama lütfen böyle kötü olaylar falan olmasın güzel güzel gitsin özellikl sonuuu

Yorumu gönderen: eliza, 09.07.2014, 14:41 (UTC):
iyrençççççççççççç of kusucam şimdi ya böah birazcık daha güzel yazabilirdin candy maymununu ve terry serserisinin hikayesini ikiside mal içlerinden sadece eliza güzel

Yorumu gönderen: Ebrar, 11.07.2014, 15:55 (UTC):
Bi git ya Eliza. Elizaymış anasını satim Elizanın. Candye etmediğini birakmıyor sonra da dion ki Eliza güzel. Nah güzel Eliza. Candy'nin içinde güzellik ve iyilik var. Elizada ne var saç baş yüz güzelliği. Hem bi kerede yazan süper yazmış. Şikayet etme!!!

Yorumu gönderen: Terry-Candy<3, 13.07.2014, 23:03 (UTC):
"Eliza" bu kadar beğenmediysen okuma ya da kendi harika hikayeni yaz Elizaya nasıl güzel diyebildiğini de açıkçası anlayamadım
"Ebrar" Çok teşekkür ederim <3

Yorumu gönderen: sena, 30.08.2014, 16:51 (UTC):
devamını bekliyoruuz sabırsızlıklaaaaa

Yorumu gönderen: sena, 01.11.2014, 16:06 (UTC):
eğer devamı gelmicekse en azından gelmicek diyin de beklemiyelim her laptopu açtığımda bakıyorum nerdeyse

Yorumu gönderen: Candy candy hayranı , 20.06.2015, 12:49 (UTC):
Ebrar ya sinirlenince bile sözlerimize dikkat edelim lütfen. Terry candy 3, çok güzel yazıyorsun tebrik ederim

Yorumu gönderen: Candy candy hayranı , 20.06.2015, 12:55 (UTC):
Benim de yazdıklarım var, 116 bölüm niyetine.... Yöneticiye nasıl göndetebiliriz

Yorumu gönderen::05.07.2015, 22:46 (UTC)
sekerkizcandyweb
sekerkizcandyweb
Kapalı

İletişim bölümünden veya sekerkizcandyweb.tr.gg@hotmail.com adresine mail atarak ulaştırabilirsiniz.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=